Medeni Yargılama Hukukunda Kişisel Verilerin ve Sırların Korunması
Hukuk Kitapları / 20 Ağustos 2019

Medeni yargılama hukukunda kişisel verilerin ve sırların korunmasına ilişkin tartışmalar son yıllarda yoğunlaşmıştır. Özellikle yaşanan teknolojik gelişmeler sebebiyle kişisel verilere ve sırlara ulaşmak ve özel hayat alanlarına müdahale etmek daha kolay hale geldiğinden, bireylerin medeni yargılama esnasında korunmaları ihtiyacı daha fazla ortaya çıkmış ve bu alana dikkatleri çekmiştir. Medeni yargılama hukukunda kişisel verilere ve sırlara hangi usul ve esaslarla koruma sağlanabileceği ise, hukukumuz bakımından hala cevap bekleyen bir sorudur. Güncel ve çok yönlü bir konu olan medeni yargılama hukukunda kişisel verilerin ve sırların korunması, bu çalışmada ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Uluslararası Şirket Birleşmeleri
Hukuk Kitapları / 20 Ağustos 2019

Uluslararası şirket birleşmeleri, ekonomik anlamda ülkeler arası sınırların giderek ortadan kalktığı ve uluslararası ticaretin hızla geliştiği günümüzde önemini artırmıştır. Farklı pazarlarda faaliyette bulunma, ham maddeye kolay erişim, teknolojik gelişmelerden yararlanma gibi sebepler şirketleri uluslararası birleşme yoluna sevketmiştir. Şirket birleşmeleri, bünyesinde bir çok farklı unsur barındırması sebebiyle teknik bir konu olarak ele alınmaktadır. Yabancılık unsuru taşıyan şirket birleşmeleri bakımından birleşme usulünün ne şekilde yürütüleceği hususu konuyu daha da karmaşık hale getirmektedir. Çalışmada, uluslararası şirket birleşmeleri kavramı ortaya konularak uluslararası şirket birleşmelerine uygulanacak hukukun tespiti ve birleşme usulüne uygulanacak normlar Avrupa Birliği ve İsviçre hukuku ile de karşılaştırmalı olarak ayrıntılı şekilde incelenmiştir.

Finansal Tabloların Tutulması ve Hukuksal Sonuçları
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Finansal tablolar ve hukuksal sonuçları hakkındaki bu çalışma, ticaret hukuku hükümlerinin yanı sıra muhasebe hukuku, medeni hukuk ve uluslararası standartlar alanlarında geniş bir incelemeyi içermektedir. Şirketlere yatırım yapılması ve şirket performansına uluslararası güvenilirlik konusunda finansal tablolar esas alınmaktadır. Bununla birlikte, finansal tablolar anonim şirkette birçok düzenlemenin temelini oluşturmaktadır. Buna göre yönetim kurulu finansal tabloları hazırlar ve genel kurula sunar. Denetim finansal tablolar esas alınarak yapılır. Buna bağlı olarak, denetçi şirket hakkında denetim raporunu oluşturur. Genel kurul, denetimden geçmiş finansal tablolara dayanarak şirkete ve yönetim kuruluna ilişkin kararlar alır. Pay sahibi, bilgi alma ve inceleme hakkını finansal tablolara göre kullanır. Bu düzenlemelere rağmen, finansal tablolar genellikle hukuk alanı dışında, muhasebe bilim dalının konusu olarak görülmektedir. Bu sebeple, finansal tablolara ilişkin Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri esasına inilerek değerlendirilememektedir. Finansal tablolarla ilgili yargı kararlarında yeterli derinliğe inilememektedir. Bu eksikliğin, yapılan bu çalışmayla giderilmesi amaçlanmaktadır; çünkü, Ticaret Kanunu’nda yer alan düzenlemeler sebebiyle, finansal tablolar ticaret hukukunun konusunu oluşturmaktadır.

Mecelle'de Vefaen Satış Sözleşmesi
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Kredi temin etmek maksadıyla ortaya cıkan vefaen satıs sozlesmesi hukuk tarihinin en tartısmalı konularından biridir. Bu sozlesmeye yonelik ileri surulen farklı hukuki nitelendirmeler sebebiyle uygulanacak hukumler konusunda da birbirinden farklı sonuclara ulasılmıstır. Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye vefaen satıs sozlesmesi icin hukuki nitelendirme ve ozel duzenlemeler yapmıstır. Fakat bu hukuki nitelendirme ile duzenlenen maddeler arasında tamamen uyumun oldugunu soylemek mumkun degildir. Bu calısma kapsamında Mecelle’de satıs sozlesmesinin duzenlenme seklinden sonra sırasıyla vefaen satıs sozlesmesinin tarifi, hukuki niteligi, kurulması, hukumleri, sona ermesi, bu sozlesmeye iliskin uyusmazlıklar ve bu sozlesmenin tarih boyunca ortaya cıkan farklı gorunumleri ele alınacaktır.

Muris Muvazaası
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Mirasbırakan kural olarak malvarlığı üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunma imkanına sahiptir. Ancak mirasbırakanın bu tasarruf özgürlüğü, saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal etmeme yükümlülüğü ile sınırlandırılmıştır. Bununla birlikte, mirasbırakanın malvarlığı üzerindeki tasarrufları kanunda öngörülen geçerlilik koşullarına da uygun olmalıdır. Mirasbırakan, Yargıtay uygulaması ile muris muvazaası olarak nitelendirilen tasarruf işlemlerinde, mirasçılarından biri veya üçüncü bir kişiye gerçekte bağışlamak istediği tapuya kayıtlı taşınmazını muvazaalı satış sözleşmesi ile devretmektedir. Burada görünüşte yapılan taşınmaz satış sözleşmesi muvazaa, gizlenen bağışlama sözleşmesi ise şekle aykırılık nedeniyle geçersizdir. Yargıtay, muvazaalı bir işlemin muris muvazaası olarak nitelendirilebilmesi için mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış olması koşulunu aramaktadır. Bu çalışmada muris muvazaasına ilişkin Yargıtay uygulaması çeşitli yönleriyle incelenmiştir.

Stoklar
Ekonomi Kitapları / 8 Ağustos 2019

Stoklar, işletme faaliyetlerini üretim veya ticari yönden istikrarlı bir şekilde devam ettirebilmeleri bakımından etkin rol oynamasıyla birlikte işletme bilançolarında çok önemli bir yere sahiptir. Bu yönden stokların muhasebeleştirilmesi, değerlemesi ve raporlanması işletmeler açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızda stokların kaydileştirilmesi esasları ile özellik arz eden “zayi olma, fire ve değer düşüklüğü” kavramlarının Türk Vergi Mevzuatı ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından incelenmiş; değerleme hükümleri de dikkate alınarak Türk Vergi Mevzuatına ve TMS ye göre zayi olma, değer düşüklüğü ve fire konuları ile ilgili örnek uygulamalara yer verilmiştir.

Immanuel Kant'ın Kozmopolit Hukuk İdealine Karşı Carl Schmitt'in Realizmi
Felsefe Kitapları / 3 Ağustos 2019

Bu kitapta, insanlığın yüzyıllara rağmen son veremediği ağır insan haklarının sonuçlarından ziyade sebeplerine odaklanılmıştır. Özellikle İnsan hakları ihlallerinin bu denli meşruiyet veya aleniyet kazandığı son iki yüzyılda, uluslararası hukukun giderek yok olmaya yüz tuttuğu iddiası da bu çalışmanın başlıca sorunsalıdır; uluslararası hukukun, imkanı ve imkansızlığı üzerine bizi düşündürmeye ve araştırmaya sevk eden, tarafımızca görüşlerinin ‘evrensel bir öngörü’ olduğu iddia edilen iki önemli düşünür çalışmamızda karşı karşıyalar: Immanuel Kant ve Carl Schmitt. Kant, “Ebedi Barışa Doğru” eserinde insanlık için kozmopolit hukuk düzeninin neden ve niçin gerekli olduğundan ve uluslararası düzeni garanti edebilecek hukuk kurallarının oluşturulması için devletlerin yükümlülüklerinden bahsetmiştir. Schmitt, “Siyasal Kavramı” eseri ve de “politik-olan” kavramı ile birlikte kitapta yer alıyor. Egemenlik kavramını her şeyin üstünde tutan ayrıca devleti her zaman, her koşulda önceleyen Schmitt, uluslararası hukuku eleştirirken “Politik-olan hukukun belirleyenidir” diyerek ‘hukukun araçsallaştırılmasına’ da karşı çıkmaktadır. Uluslararası hukukun bugünkü durumu karşısında kitapta varılan sonuç ise; “kozmopolit hukuk” düzeninin imkansızlığıdır. Bu durum ise Kant’ın ideali ile Schmitt’in realizmi arasında kalan bazı toplumların geleceğini belirsizliğe doğru sürüklemektedir.

Türk Vergi Hukuku'nda Özel Usulsüzlük Cezaları ve Yargı Yolu
Hukuk Kitapları / 2 Ağustos 2019

Vergiler, tarih boyunca insan ve devlet arasındaki bağın en mühim ayağını oluşturmuştur. Bu bağ neticesinde karşılıklı bir hak ve ödev ilişkisinden oluşan vergilendirme süreci, kamuya özgü olması nedeniyle bağın her iki tarafı için de önem arz etmektedir. Taşıdığı öneme binaen vergilendirme sürecinin düzgün ve sağlıklı işlemesi için devlet tarafından birtakım önlemler alınmıştır. Bu kapsamda yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda vergilendirme sürecinin devlet ve vergi ödevlileri bakımından nasıl işleyeceğine dair maddi ve şekli hükümlere yer verilmiştir. Vergi Usul Kanunu’nda yer alan özel usulsüzlük cezaları ile de aynı amaç doğrultusunda, vergilendirme sürecinde vergi ödevlilerinin, uymakla yükümlü oldukları şekli vergi kurallarına uymaları sağlanarak vergi ziyaının önlenmesi hedeflenmiştir. Bu eserin konusunu da vergilendirme sürecinin düzgün ve sağlıklı işlemesinde büyük bir rol oynayan özel usulsüzlük cezaları ve bu cezalara karşı gidilebilecek yargı yolları oluşturmaktadır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu (TCK m. 191)
Hukuk Kitapları / 1 Ağustos 2019

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu, 2014 yılında kapsamlı bir değişikliğe tabi tutularak yeniden düzenlenmiştir. Yapılan bu değişiklikle suçun kanuni tanımı değiştirilmiş, cezalar artırılmış ve bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği hükme bağlanarak farklı bir anlayış benimsenmiştir. Bu bağlamda, suçun faili açısından öncelikle denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanması sağlanmış, cezalandırma ise ikinci bir seçenek olarak öngörülmüştür. Ancak 2014 yılında yapılan yeni düzenlemeyle hem denetimli serbestlik uygulamalarının kapsamı daraltılmış hem de suçun cezası artırılmıştır. Bu nedenle, çalışmamızda uyuşturucu maddelerle mücadele konusunda cezaların artırılması yerine, denetimli serbestlik kurumunun kontrollü bir şekilde işletilmesi ve etkili tedavi yöntemlerinin uygulanması üzerinde de durulmuştur. Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin davranışların, neden uyuşturucu madde ticareti suçu kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkin açıklamalara yer verilerek, uygulamadaki sorunlara değinilmiştir.

Sağlık Çalışanlarının Şua (Sağlık) İzin Alacağı
Hukuk Kitapları / 31 Temmuz 2019

Bu eser özellikle radyasyona maruz kalan sağlık çalışanları bakımından gündeme gelen şua izinleri hakkında açıklamaları ve konuyla ilgili Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin güncel kararlarını içermektedir. Konuya ilişkin olarak yargı kararları yanında izlenmesi gereken usule ilişkin dilekçe örnekleri ve ilgili mevzuata yer verilerek eser zenginleştirilmiştir.