Terazi Ol Yaşamında
Edebiyat Kitapları / 20 Ağustos 2019

…Baydar Özcan her ne pahasına olursa olsun barış ve ahengi tesis etmeye çalışan bir hayalperest değil, aksine şiirlerinde günümüzün gerçeklerine fazlasıyla ayna tutan bir şairdir. Yakın Doğu’daki sorunları petrol için yapılan savaşlar olarak görmektedir. Kendisi İsviçre’de etrafında sıkı bir arkadaş çevresi toplamış olmasına rağmen, yaptığı kültürel etkinliklerde gittiği her yerde yabanlığı tatmış, gittiği her yerde yabanlığı tatmış, biraz yabancı, biraz vatansız kalmış bir insanın kaderini anlatmaktadır. Bu düşünce şiirlerine sıklıkla muallakta kalma hissi kazandırmaktadır; hiçbir yerde gerçek anlamda güven yoktur, heryerde belirsizlik hakimdir. Bir şiirinde diyor ki: Sabahları akşamın karanlığında yaşamaktayım… (Önsöz: Erich Gysling) …Baydar Özcan ist nicht einfach ein Schwärmer, der um jeden Preis Harmonie herstellen will – in seinen Gedichten reflektiert er sehr wohl die Realität der heutigen Welt. Konflikte in Nahost sieht er als Kriege um’s Erdöl. Er spricht / schreibt vom Schicksal eines Menschen, der immer wieder Fremde erfahren hat, der eigentlich überall selbst etwas fremd ist, etwas heimatlos – und dies, auch wenn er in der Schweiz einen dichten Freundeskreis um sich aufbauen konnte. Das verleiht seinen Gedichten oft etwas Schwebendes – nirgendwo scheint wirklich Verlass zu sein, überall droht Ungewissheit: Ich lebe am Morgen in der Dunkelheit des Abends, lautet eine Zeile in einem…

Osmanlı'da Tabiata Bakış
Tarih Kitapları / 4 Ağustos 2019

Merhamet Etmeyene Merhamet Olunmaz… Bizi biz yapan değerleri unuttukça, köklerimizi kaybettik, medeniyeti başkalarında aradık… Bununla birlikte tarihimize açılan kısa bir yolculuktan gördük ki, gittikleri yerlere ince hislerini götüren ecdadımız tabiatı korumada, hayvanlara  davranışında hep merhameti varmış…

Tarihi ve Kültürel Özellikleriyle Karaköy
Tarih Kitapları / 3 Ağustos 2019

Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ve Kurtuluş Savaşı’nın önemli dönüm noktalarına sahne olan Bilecik ili, tarihi özellikleri ile olduğu kadar coğrafi ve kültürel zenginlikleri ile de ön plana çıkan bir Anadolu şehridir. M.Ö. 3000’lere dayanan tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Bilecik, Türkiye’nin dört ayrı coğrafi bölgesinde de toprakları olan tek ildir. Kitabın araştırma konusu olan Karaköy, Bilecik ilinin şirin bir ilçesi olan Pazaryeri’ne bağlı, Karasu Çayı’nın doğu kıyısında bulunan, tarihi çok eskilere dayanan, halkın büyük çoğunluğu Manav Türkleri’nden oluşan yerli ve yerleşik bir köydür. Kültürel mirasımızı gelecek nesillere taşımanın verdiği gurur ve heyecanla yazılan, yaklaşık 14 yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu kitap üç bölümden oluşmaktadır. Kitabın ilk bölümünde Karaköy’ün bağlı bulunduğu Bilecik ili ve Pazaryeri ilçesi ile ilgili coğrafi özelliklere değinilip Karaköy köyünün coğrafi durumu hakkında bilgiler verilmiştir. Tarihi özelliklerin anlatıldığı ikinci bölümde Bilecik ve Pazaryeri tarihinden bahsedilip ardından Karaköy’ün tarihi özelliklerine, köyün tarihçesiyle ilgili sözlü kaynaklardan derlenen rivayetlere, Karaköy’ün Kurtuluş Savaşı sırasındaki durumuna ve Manav Türkleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Kaynak kişilerden derlenen bilgiler ışığında oluşturulan üçüncü bölümde ise Karaköy’ün kültürel ve ekonomik özellikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.

Esperanto Türkçe Sözlük
Eğitim Kitapları / 1 Ağustos 2019

Esperanto, doğal dillerden farklı olarak, hiçbir topluma, millete, ülkeye ait değil, tüm insanların kolayca iletişim kurabilmesi için Polonyalı doktor ve dil bilimci Ludwik Lejzer Zamenhof tarafından tasarlanmış, gerçekten Uluslararası bir dünya dilidir. Günümüzde Esperanto konuşan büyük bir Esperantist topluluk ve ünlü çizgi roman Tenten dahil zengin bir Esperanto kitaplığı vardır. Öğrenmesi çok kolaydır ve gerçekten bir gün ‘dünya ortak dili’ olmaya adaydır. Esperanto- Türkçe sözlük, hayatını bu dili Türkiye’de tanıtmaya adamış emekli kur. Alb. ve Kore gazisi, Hayrettin Dural (1921 – 2003) tarafından on yılı aşkın bir emek ve çalışmayla yazılmıştır.

Meslekten Olmayan Bir Diplomatın Anıları
Edebiyat Kitapları / 1 Ağustos 2019

Faruk Feza Üstünkaya Ankara’da doğmuştur.1981 yılında Ankara Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Aynı Üniversite’de 1984 yılında Kamu Hukuku Ana Bilim dalında Yüksek Lisans yapmıştır.1983 yılında Maliye Bakanlığı MİİT Genel Sekreterliğinde memur olarak göreve başlamıştır. Daha sonra Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda ve Müsteşarlığın 1994 yılında ikiye ayrılmasından sonra Hazine Müsteşarlığı’nda Uzman Yardımcısı, Uzman, Şube Müdürü ve Daire Başkanı olarak görev yapmıştır. 1989 yılında Cambridge Üniversitesi Wolfson College’da Avrupa Birliği Hukuku üzerinde “Student Fellowship” olarak bulunmuştur.1991-1995 yılları arasında T.C Budapeşte Büyükelçiliği’nde Ekonomi ve Ticaret Müşaviri olarak çalışmıştır. 2001-2004 yılları arasında ise T.C. Tokyo Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşaviri olarak görev yapmıştır. 2006-2009 yılları arasında ise İstanbul’da düzenlenen ve ülkemizde bugüne kadar yapılan en büyük resmi katılımlı toplantı olan Dünya Bankası ve IMF Yıllık Toplantılarının Koordinasyon Başkanlığını yürütmüştür.2010-2012 yılları arasında ise Tahran’da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği’nde Türk Hükümetinin temsilcisi olarak çalışmıştır. Evli ve bir çocuk babasıdır. Mesleki konularda çeşitli yayımlanmış makale ve kitapları da vardır. Halen serbest avukat olarak çalışmaktadır.

Kayıp Malezya Uçağı
Genel , Genel Konulu Kitaplar / 31 Temmuz 2019

8 Mart 2014 günü Kuala Lumpur’dan Pekin’e gitmek üzere havalanan Malezya Havayolları’na ait 370 sefer sayılı uçuş. Uçak kalkıştan bir süre sonra kayboldu, geride bıraktığımız 5 yılda uçak bulunamadı. Malezya Havayolları uçağının başına ne gelmişti? Sonuç mu? İnsanoğlunun çaresizliğiydi sonuç. Yıllardır onca araştırmaya rağmen bulunanlar araştırma sürecinde dişe dokunacak bulgular mıydı? 370 sefer sayılı uçuş o gün ne yaşadı okumadan anlayamayacaksınız.

Gelenekten Geleceğe Eğitim Meseleleri
İnsan ve Toplum Kitapları / 19 Temmuz 2019

Eğitim geçmişten, gelenekten geleceğe bir yolculuktur… Bu yolculukta edinilen tecrübeleri sizinle paylaşma isteğinin sonucu olarak bu kitap ortaya çıktı… Kitabı bu cümlelerle ifade ediyor yazar… Eğitim sisteminin her kademesinde bulunmuş bir insan olarak edindiği birikimleri okurları ile paylaşmaktan keyif aldığını kitabın her satırında okuruna hissettiriyor…

Sır Olan Gelenekler
İslam Kitapları / 19 Temmuz 2019

Bireylerin hafızası olduğu gibi kentlerin, mekânların da hafızası vardır. Hacıbektaş ( Sulucakarahöyük) halk kültürüne kattığı seslerle kendine özgü bir hafızaya sahiptir. Mekanları anlamlı kılan üzerinde yaşanan hayatlardır. Horasan üzerinden Anadolu’ ya göçler başlamadan önce Anadolu’ da ki durum, Rumlar ve Ermeniler arasındaki amansız inançsal yarış, zaman zaman bir soykırıma dönüşmüş Bogomil hareketlerinin yaşanmasına neden olmuştur. Bizans imparatoru Niksar Kalesindeki Ermenileri kılıçtan geçirip, kırsal alanda bulunanları da Bulgaristan’a sürmüştür. İkonaklast hareketinin Anadolu’da yaptığı tahribatlar da iç kargaşalar ile vaziyet kördüğüme dönüşmüştür. Bizans yönetimi, halkı ağır vergiler ile ezmektedir. Anadolu’nun bu toz duman ortamında sevgi ve hoşgörüye dayanan Hünkar Hacı Bektaş Veli düşüncesi ve aydınlığı kabul görmüştür. Hünkâr Hacı Bektaş Veli literatürde değişik adlarl anılmaktadır. Bektaş Veli, Hacı Bektaş Al- Horasani gibi. Hacı Bektaş Veli’nin üzerine dergâhını kurduğu yer Karahöyük, yıkılıp tahrip edilen bir Roma şehridir. Bunu kazılardan anlıyoruz. Hacıbektaş Kapadokya bölgesindedir. Hristiyanlık merkezi olan Kapadokya’da bulunan bazı kiliselerde, üniversite düzeyinde, Hacı Bektaş Veli’nin de kürsü sahibi olarak ders verdiği bilinmektedir. Kendisine duyulan hayranlık ve saygı öyle boyutlara ulaşmıştır ki zamanın İsa’sı geldi söylemi ile ifade edilmiştir. Hacı Bektaş Veli “İncinsen de, incitme”, “Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız” diyerek toplumsal barışın temelini atmıştır. Moğol baskınları sonucunda, Horasan bölgesinden akın etmiş Oğuz Türkleri…