Dede Korkut Destanı

Prof. Dr. Necati Demir’in hazırladığı Dede Korkut Destanı isimli bu çalışma, pek çok yeni bilgi içermektedir. Köktürk Yazıtları’ndan önce yazılan Ulu Han Ata Bitiği,  Berlin Kraliyet Kütüphanesi’nde bulunan Kitab-ı Oğuzname-i Türkî,  Reşideddin Oğuznamesi, Cem Sultan’a sunulmak üzere Bayatî tarafından yazılmış Câm-ı Cem-âyin adlı eserde yer alan Dede Korkut’la ilgili bölümler ve  Oğuzname’nin Kazan nüshasında yer alan Dede Korkut’la ilgili üç bölüm ilk kez bu çalışmada bir araya getirilmiştir. Ayrıca tek yazma nüshası Topkapı Sarayı’nda bulunan Dede Korkut Kitabı’nın bir nüshası kabul edebileceğimiz bölüm ile Dresden ve Vatikan nüshalarındaki boylara da bu çalışmada yer verilmiştir. Bilim dünyasının yeni tanıdığı Türkistan/Türkmen Sahra nüshasında yer alan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” başlıklı bölüm, Yazıcıoğlu Ali ve Ali Şir Nevayî’nin Dede Korkut ile ilgili verdiği bilgiler, Dede Korkut Destanı’nın Kazakistan ve Türkmen varyantlarının bir bölümü yine bu çalışmaya dahil edilmiştir. Bütün bunlara ek olarak, Prof. Dr. Necati Demir’in Dede Korkut’la ilgili derlediği efsane ve hikâyeler de, Dede Korkut’un bin yıllık serüveni daha iyi idrak edilebilsin diye çalışmaya eklenmiştir.   Haliyle bu çalışma, şimdiye kadar Dede Korkut’la ilgili tespit edilmiş hemen hemen bütün metinleri ihtiva etmesi bakımından da mühimdir. Oğuz Türklüğünün en önemli destanlarından birisi olan Dede Korkut Destanı, Türklüğün derin hafızasının ortak kültür değerlerindendir. Dede…

Azgelişmişlik Üstünlüktür

Azgelişmişlik Üstünlüktür kitabının metinlerinin bir kısmı 1995 yılında Dergâh dergisinde ve diğer kısmı da 1996’da Ülke dergisinde yayımlandı. Bu metinler “Müslümanların Batı karşısında geri kaldığı” söylemine itiraz etmektedir. Müslümanlar Osmanlı’nın yenilgilerini askerî teknolojide geri kalmışlık ile izah ettiklerinden 1699 Karlofça Anlaşması’ndan itibaren yenileşme arayışına girdiler. Batı’nın teknolojisini almak ve Osmanlı-Türk devlet sisteminin eğitim, iktisat, idare, hukuk teşkilatlarını Batılılaştırmak aydın/bürokratların amacını oluşturdu. Türk aydınlarının uygarlık seviyesini yakalamak uğruna teknolojinin özündeki kötülüğü sorgulamayan programları uygulamaya koyması, toplumun geleneksel yapısında çözülmelere yol açtı. Teknoloji, insan eylemi olduğuna göre, etiğin konusu içindedir, etiğin meselesidir. İnsanlığın kitlesel kullanımına açılan teknolojiler ahlâk değerlerini hayattan söküp atmakta, fıtratı değiştirmekte ve insanlığın yeryüzüne sorumluluk etiği ile yaklaşmasını engellemektedir. Azgelişmişlik Üstünlüktür kitabı işte Türkiye’nin bu üç yüz yıllık “Batı’ya yetişme” paradigmasının hatalarını göstermek; teknoloji ithalinin ve onun ardındaki bilim zihniyetine boyun eğmenin Müslüman toplumları değiştireceği, İslâm ahlâk değerlerinden yalıtacağı tezini savunmak için yazıldı.

Metanoia

İnsan denen mucize tasarımın gizem dolu evrende kendini tanıma çabası, gözlerinin ve aklının şahit olduğu işaretleri kendi benliğinde anlamlandırışı… Bir süper güç üzerine farkındalık ve bunun ne olduğu ile ilgili enteresan sunumlar… Hayatın içinde olan birçok gizeme dair gerçekçi bulgular ve din-bilim arasındaki esrarengiz işaretler… Bir inancın temellenmesi, geleneksel inançtaki yanlışların yerini doğruya bırakması…Sizi bambaşka düşünmeye, hissetmeye ve bambaşka şekilde görmeye iterken hayatınıza yepyeni anlamlar katacak sürükleyici bir yolculuğa ne dersiniz?

Bhagavad-Gita Tanrı’nın Şarkısı

“Bir daha duy, sözümün en yücesi, hepsinin en gizlisi şudur: Sen benim büyük sevgilimsin, bu yüzden senin iyiliğin için konuşacağım. Zihnini/gönlünü Bana ver, kendini Bana ada, Bana kurban sun, Beni tazim et ve Bana gel. Sana gerçekten söz veriyorum, çünkü sen benim için azizsin.” Bhagavad-Gita (Tanrı’nın Şarkısı), Hindu dininin en önemli ve en kutsal metinlerinden biridir. Büyük Hint destanı Mahabharata’nın bir bölümünü oluşturur. Savaşçı prens Arcuna ile dostu ve arabacısı, aynı zamanda Tanrı Vishnu’nun yeryüzünde bedene bürünmüş bir zuhuru (Avatar) olan Şri Krişna arasında geçen bir söyleşidir. MÖ 400 ile MÖ 100 yılları arasında Sanskrit dilinde yazılmıştır. 18 bölüme ayrılmış 700 dizeden oluşur. Şiir, geniş bir çerçevede Tanrı’nın niteliğini˛ ve insanın O’nu tanıyabilmesinin yollarını araştırır. Metnin önemi, hem izlenmesi gereken amacı, hem de bu amaca varma yollarını göstermesindedir. Ayrıca Hindistan’daki dinsel düşünce ve uygulamaların uzun çağlara yayılan bir özetini verir. Hindu geleneğinin insanı Tanrı’yla mistik vuslata (birleşmeye) ulaştıran üç yolunu, tek bir yolun farklı varyasyonları olarak gösterir.

Soylamalar ve 13. Boy – Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi

Dedem der;Ay öte, yıl dolana, zamaneler kopup gele;Dağ otları tükene, diken kala;Tatlı dirlik tükene, dava ile savaş kala;Asıl beyler tükene, avam kala;Silintiler yıkıla, bir yerde oba ola;Derintiler yıkıla, bir yerde kentli ola;Bir kentte iki gühâ olsa, beş dahice daruğa ola;Onlar dahi birbirinin sözüne bitmeyeler;Ortalıkta bed nefs ile yalancının günü doğa;O günleri görmemişim ben,Dedem görmüş gibi söylerim;Yazı, kışı bilinmez yıllar ola;Kuvveti, gücü bilinmez eller ola;Yaylaklar kışlak ola, kışlaklar yaylak ola;Tat evi ile Türk evi bir araya komşu ola;Ağaç çanak, taş çanak birbirine karışık ola.

Yeşu'nun Mesajı

Yeşu Kitabı, İsrail’in, Kenan’a, Vadedilen Topraklara girişiyle ilgili önemli olayları anlatır: Yeşu’nun görevlendirilmesi ve güvence verilmesi, Şeria Irmağını geçme, Eriha ve Ay’ın ele geçirilmesi, Eval Dağında antlaşmanın yenilenmesiyle ilgili büyük tören, Givonlularla yapılan garip antlaşma ve güney ve kuzeydeki seferberliklerin hızlı bir şekilde özetlenmesi. Kitabın ikinci kısmı, fetih öyküsüne devam etmeden ve veda konuşmaları ve cenaze duyuruları ile bitirmeden önce, her oymağa verilen paylar hakkında geniş detaylar verir. Aksiyonla dopdolu bir öyküdür ancak belki Yeşu, çağdaş okuyucuları, Hristiyan ya da eleştirmen olsun, diğerlerinden daha fazla bir şekilde rahatsız eden Eski Antlaşma kitabıdır: Çok fazla şiddet bulunmuyor mu ve bu Kutsal Kitap’ın geri kalanı ve müjdeyle çelişkili değil midir? David Firth mükemmel yorumuna bu konuya dikkatli ve faydalı bir yanıtla başlar. Buna rağmen, biz de aynı zamanda kitabın günümüzde ne şekilde bizle konuşmaya devam ettiğini düşünmemiz gerekir. Firth’in temel savına göre, Yeşu kitabını Tanrı’nın amacının bir parçası olarak okumamız gerekir ki bu da çoğunlukla Eski Antlaşma’da İsrail’e odaklanır, fakat son odak noktasını İsa Mesih’te bulur. Kitap, çağlar boyunca onu okuyanları, Tanrı’nın yalnızca ona katılanları halkına dahil etmekle kalmayıp, aynı zamanda kendisine karşı gelenleri dışarı attığını anlamaları konusunda meydan okur. David G. Firth, Nottingham, St. John Kolejinde öğretim görevlisidir. 1 & 2.Samuel…

Cennet ile Cinnet Arasında Metafizik Müzayedeler

Felsefe ve mitolojinin, semavi dinlerden daha eski olduğu bilinir. Eklemlenerek günümüze gelen inançların düşsel yansımaları bu kitapta çeşitli anlatım biçimleriyle karşımıza çıkmaktadır. Sembolizm, iktisadi antropoloji ve Türkiye’nin bölgesel ekonomipolitiğine de değinilen makale ve denemelerde okuyucu, kendisini oldukça farklı paradigmalar deryasında bulacak. Gelenekselleşmiş inançların alışılagelmiş tutumunun sekülerizmin karşısında nasıl konumlandığına ve sinematografik bazen ezoterik veri arayışlarına soluksuz tanık olacaksınız. Dinsel insanın perspektifi, aktüel yorumlamalar ve tasavvufi izdüşümler merak uyandırıcı bir bütünlük kurarak günyüzüne çıkıyor. Her bir sayfada okuyucunun kuşkusuz kendi iç dünyasından bir şeyler bulacağı Cennet ve Cinnet Arasında’da Anıl Öztürk, kendi kaleminden doğrudan sizlere sesleniyor.

Tapınak – Tanrı’nın Unuttuğu Kavim İsrailoğulları

Okuyacağınız bu kitabın kaynağı, büyük oranda Tevrat’tır. Bu kadar yüksek oranda Tevrat kaynaklı olmasının sebebi ise, olayları “onların” bakış açısından görebilmemiz içindir. Kitabı okuyacak olan Müslümanların da bu bakış açısıyla konuya devam etmeleri kendi zihin yapılarının karışmaması için önemlidir. Bu konu, “Biz (Müslümanlar) böyle düşünüyoruz, onlar da (Yahudiler) böyle düşünüyor, boş verin” denilerek geçiştirilecek bir konu değildir. Olaylar bu şekilde ele alındığında dünyadaki siyasi ve askeri gelişmeler de doğru kavranamaz. “Onların” bakış açısı bu nedenle önemlidir. Bu eserde gizli ana konu, Tevrat’a göre İsrail tanrısının, İsrailoğulları’nı neden bir bölgeye sıkıştırdığıdır. Onları bu seçilmiş bölgede sıkıştırmasının bir sebebi var mıydı? Bu ve bunun gibi sorularla beraber bu eser, bu tür konuları merak eden okurlar için bir giriş kitabı niteliğindedir. O nedenle teknik terimlerden uzak, herkesin anlayabileceği açıklıkta, sade bir dille yazılmıştır. Bu kitapta, Türkiye’de ilk kez açıklanacak bazı konular da mevcuttur. Evet, bazı konularda birileri ısrarla yalan söylüyor. Kitabın sonunda bütün bunlar deşifre edilecektir. Mesela, Türkiye’den İsrail’e tur düzenleyen seyahat acentelerinin bile yerini bilmedikleri İsrail’in işgali altındaki “yasak bölge” neresidir?

Derin Mitoloji (Ciltli)

Mitoloji, tanrı anlatıları veya eski dönemlerin kutsal metinleri midir? Mitoloji, bazılarının söylediği gibi keşfedilmeyi bekleyen, gizlerden oluşan anlatılar mıdır? Dünya kültürünün temelini oluşturan, hayal gücünün alabildiğine sınırsız kötü bir yansıması mı? Nedir bu mitoloji?Mitoloji, bir ulusun toplumsal hafızasıdır. Eğer mitolojiniz yoksa toplumsal hafızanız, hatta ulusal bilinciniz de yok demektir. Mitoloji, medeniyet hafızasının müzesidir. Bu müze, toplumların halk belleğinde saklıdır ve o bellekte sergilenmiştir. Doğu medeniyetine ait olup Batı medeniyetiyle de dirsek teması olan Türkler, dünya mitolojisinin pek çok konusunun içinde doğrudan yer almaktadır. Batılı mitologlar artık bu gerçeği ifade etmektedirler. Bu kitap; sonsuz ve derin mitolojik kültüre sahip ülkemizin kimi konularını içeren bir eserdir. Tabi ki, mitolojinin konuları bu kadar değildir. Elinizdeki kitapta ; dünyanın yaratılış öyküsü kozmogoni ile dünyanın sonu eskatoloji arasında yer alan unsurların bazıları ile tanışmak imkânını bulacaksınız.

İskandinav Mitolojisi

Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü, yoksa başka dünyaların hikâyeleri miydi? Birçok farklı kültürün ve coğrafyanın mitolojisini tek tek ele alacak dizimizin ilk kitabı, dünyada kültürel bir fenomene dönüşen İskandinav Mitolojisi. Döneminin önemli entelektüellerinden olan Peter Andreas Munch kitabında, İskandinav tanrılarını, kahramanlarını, savaşlarını ve Viking efsanelerini tek tek inceliyor. Thor’dan Vikinglere, Odin’den trollere pek çok karakterin ortaya çıkışını irdelerken dönemin inanç ve düşüncelerinin günümüzü de nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Kitap, mitoloji meraklıları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacak niteliktedir.