The Art of War (İngilizce-Türkçe Sözlüklü Savaş Sanatı)
Felsefe Kitapları / 20 Temmuz 2019

“Ever since The Art of War was published, military leaders have been following its advice. In the twentieth century, the Communist leader Mao Zedong said that the lessons he learned from The Art of War helped him defeat Chiang Kai-Shek’s Nationalist forces during the Chinese Civil War. Other recent devotees of Sun Tzu’s work include Viet Minh commanders Vo Nguyen Giap and Ho Chi Minh and American Gulf War generals Norman Schwarzkopf and Colin Powell.” – history.com

Aklın Alfabesi
Felsefe Kitapları / 19 Temmuz 2019

Moleküler akışın içinde, her şeyin bittiği sanılan yerde, bütün derinliği ve erişilmezliğiyle birlikte her şey yeniden başlar… Daha nice dinamikler, nice erişilmezlikler var moleküler akışın yörüngesinde, boşluğu ve anlamsızlığı aşmış- yeni bir yaşama yolu bulmuş, bilinçli insanın beynini ışıkla işleyip ışıkla besleyecek?.. Bilinçsizleri zararlı olan şeyler çeker, bilinci işleyenleri ise, yaşamın uyarıcısı olan ışık çeker, aşk çeker… Her şeye, bilime ve matematiğe köken olan bir yaşam; yalın varoluşumuzun karşısında, uzlaşıma ve paylaşıma dayalı, sonrasız, diyalektik bir süreçtir?.. Bu durumda: Bilinçli insanın yaşarken, evrimsel akışının yörüngesindeyken uçurumların içinde, boşlukların anlamsızlıkların gizinde yitip gitmeden önce, yapabileceği en güzel iş; gerçeği yakalamak, algılayıp kavramak ve yaşamak olmalı… Tarihsel akış şimdi soruyor bize: Gerçeği yaşadınız mı?..

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir
Felsefe Kitapları / 18 Temmuz 2019

“Güneşin, ayın, yıldızların, yerin ve denizin tadını çıkaran kişi ne yalnızdır ne de çaresiz.” Frigyalı bir köle olarak doğduğu hayatı, stoacı bir filozof olarak tamamlayan Epiktetos’un sadelik, akıl, güven, seçme özgürlüğü, an’ı yaşama ve huzur üzerine inşa ettiği basit ama köklü felsefesi, günümüz insanının anlam arayışına iki bin yıl öncesinden ışık tutmaya devam ediyor hâlâ….

Türklerde Felsefi Düşünce
Felsefe Kitapları / 18 Temmuz 2019

Türk düşünürleri neler biliyorlardı? Ne düşündüler? Neleri anlatmaya çalıştılar? Neleri araştırıp, neleri nasıl çözümlediler? Ne öğretmeye çalıştılar? Ne öğrettiler? Ve onların derin öğretilerinden biz ne anladık? Ne kazandık? Bu çalışmada; binlerce yıldır Gök-Tanrı inancında “Eşitler arasında eşitlik,” kavramıyla Ön-Türk uygarlığından beri ürettiğimiz, bize ait Türk felsefi düşüncesini, Türk töresini, Türkçe düşünen, Türkçe yazan, Türk’ün tüm Türk dünyasının felsefi düşüncesini ve bunu üreten Türk filozof ve düşünürleri yansıtıldı. Binlerce yıllık tarihimizde dün olduğu gibi bugün de Farabi, İbni Sina, Maturidi, Mevlana, Molla Fenari, Cengiz Aymatov dünyayı etkileyen düşünürlerin birikimini okuyup anlamak, yetkinliğimizi arttıracaktır ve yeni açılımlarla yeni düşünceler üretmemize yardımcı olacaktır. Bu kitap aynı zamanda Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan’ın oluşturacağı kültürel ve ekonomik bir Türk Birliği’ni gerçekleştirecek felsefi düşünce düzeyinde temel oluşturacak çok önemli bir çalışmadır… Bütün dünyaya dağılmış tüm Türk soyluların kütüphanesinde olması gereken bir kitap…

Şuur Devrimi
Felsefe Kitapları / 17 Temmuz 2019

Binlerce yıl insanoğlunu ALDATTILAR!… Doğru sandığımız bildiklerimizin aslında, çoğu uydurma !… Tufandan sonra antik dönemden bu güne kadar, bize anlatılan hurafelerin, gerçek felsefesine şahit olacaksınız !… Kâinatın doğası, tanrı kavramı, ölüm ve sonrası, cennet/cehennem olguları, din meselesi ve tüm inanç sistemlerinin perde arkası; hiç bu kadar kolay anlatılmadı !… Bu eser de, bu güne kadar; bir türlü doğrusu anlatılmayan birçok gizem, sır ve ezoterik olgular ilk defa anlaşılır seviyeye indirgenip deşifre edilerek, insanlığın şuuruna sunulmuştur!… Bu kitabı önyargı ve tabularından arınarak, bilinçaltı hisleri ile okuyan bir insan, Tanrı’nın doğasını kavrayıp, hakikatın kapısını aralamış olacaktır!… Verilen şifreleri çözerek; İlahi adaletin, özgürlüğün, barış ve sevginin hakim olacağı bir dünya için sizde şuurunuzda bir kıvılcım yakarak, Tanrı’nın kapısına(Felsefesine) adım atmayı deneyin… Yapmanız gereken, doğru noktayı bulup dokunun ve güzellikleri dileyin.. Kurtuluşun şifresi üstü narkozlaşmış ŞUUR’da …! Geriye taşları yerine oturtmak, (size) kalıyor!…

Etik 101
Felsefe Kitapları / 17 Temmuz 2019

Etik İle İlgili Bilmeniz Gereken Her Şey Bu Kitapta! Etiğe dair kişisel ve kültürel kodlarımız sadece doğrular ve yanlışlar hakkındaki görüşlerimizi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda kim olduğumuzu ve verdiğimiz kararları da büyük ölçüde belirler. Buna rağmen etik, çoğunlukla felsefe kitaplarında alt başlık olarak ve böylesine kapsamlı bir alanın sığdırılamayacağı kadar kısa bölümlerle ele alınır. Etik 101 ise bu kapsamlı alanın hakkını verircesine antic Yunan’dan modern zamanlara, hazcılıktan altruizme ve Epikuros’tan Nietzsche’ye kadar etiği tüm yönleriyle ele alıyor. İnsanlığın bütün ahlaki ilkeleri ve etik yolculuğuyla ilgili her sorunun cevabı Etik 101’de.

Maurice Blanchot Seti (2 Kitap Takım)
Felsefe Kitapları / 13 Temmuz 2019

Felaket Yazısı Maurice Blanchot Felaket Yazısı’nda felsefi görüşlerini en görkemli haliyle, kendine has ve eşsiz üslubuyla sergiliyor. Felaket Yazısı bizi ebediyen yankılanacak “parçalı yazıyla” tanıştırıyor. Felaket Yazısı’nda düşünce, çeşitli yönlerde – hep parçalanmış yönlerde – belli sorulara odaklanarak, sınır deneyimleri gerçekleştiriyor. Blanchot, désastre sözcüğünün etimolojisine gönderiyor: désastre -felaket- yıldızdan kopmak, öyleyse aydınlık ve merkezî bir güçten, onun toparlayıcı düzeninden, “kendine rağmen” ayrılmak. Sen değilsin konuşacak olan; bırak, unutuşla ya da sessizlikle olsa bile, felaket konuşsun sende. Biz ki, zamanın yollarında hep dönüşteyiz, ne ilerliyoruz ne geç kalıyoruz: Geç erkendir, yakın uzak. “Bir kitaptır ancak patlayış denilen.” (Mallarmé.) Sonsuz-sınırlı, bu sen misin? Geriye, adına sustuğumuz adlandırılmamış kalır. Ne okumak, ne yazmak, ne konuşmak, ne var ki sadece bunlarda yatar daha şimdiden söylenmiş olandan, Bilme’den, anlaşmadan kurtuluşumuz, verilenin belki kimse tarafından alınmadığı meçhul uzama, darlık alemine girişimiz. Felaketin eliaçıklığı. Ki orada hayat, ölüm, daima aşılmıştır. Ebediyeti, onu geçici kılmak için, paylaşalım. Ve yine de, en uzak olanın yakınlığına, en hafif olanın ağırlığına, ulaşmayanın dokunuşuna ancak dostlukla yanıt verebilirim, karşılıklı da olmayan paylaşımı da olmayan bir dostluk ile, iz bırakmadan geçip gitmiş olana dostluk, bilinmeyenin mevcudiyetsizliğine (non-présence) edilginliğin verdiği yanıt olan dostluk. Bekleyiş Unutuş Fransız Edebiyatının Gizemli Ustası Maurice Blanchot’dan Beklemek ve Unutmak…

Düşünürler Serisi (10 Kitap Takım)
Felsefe Kitapları / 11 Temmuz 2019

1- Aristoteles / Kaybedince Üzüleceğin bir şeye sahip olma. 2- Platon / İnsanın kendine fethetmesi zaferlerin en büyüdür. 3- Descartes / Düşünüyorum, öyleyse varım. 4- Sokrates / Sadece bir iyi vardır, bilgi, ve sadece bir kötü vardır, cehalet. 5- Nietzche / Gerçekten kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz. 6- Montesquieu / Kitabın unutturamadığı sıkıntı yoktur. 7- Freud / Sevildiğinden emin olunca insan nasılda cüretkar oluyor. 8- Immanuel Kant / İnsanlar ışığı görmez, ışıkla görür. 9- Karl Marx / Görünen, gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı. 10- İbn Haldun / İnsanı açlık öldürmez alıştığı tokluk öldürür.

Türkiye’de Din Felsefesi
Felsefe Kitapları / 11 Temmuz 2019

Gerek Prof. Dr. Mehmet S. Aydın hocamızın din felsefesine odaklanan, gerekse daha genel anlamda din felsefesinin meşruiyetini ve bugünkü durumunu değerlendirmeye çalışan bu makalelerin Türkiye’deki din felsefesi çalışmalarında nereden geldiğimizi ve nerede olduğumuzu daha iyi anlamamıza yardım edeceğini umuyoruz. Din felsefesinin Türkiye’deki gelişimine önemli katkısı olmuş olan hocamız Mehmet S. Aydın onuruna bu toplantının düzenlenmesinde, icra edilmesinde ve nihayetinde sempozyumda sunulan bildirilerin toplanıp bu hâle getirilmesinde emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür etmek isteriz.

et-Ta'likat
Felsefe Kitapları / 11 Temmuz 2019

Ta‘lîkât, İbn Sînâ’nın felsefe ve bilim alanında ne kadar mahir ve ne kadar çaplı olduğunu gösteren çok kıymetli bir çalışmadır. Bu eser, İbn Sînâ’nın bilim toplantılarında yapmış olduğu konuşmalardan ve sorulara binaen yaptığı bilimsel açıklamalardan bir araya getirilmiş bir eserdir. Levkerî’ye referansla, İbn Sînâ’nın öğrencisi Behmenyâr’ın bu açıklamaları bir araya getirdiği söylenmektedir. Bu yönüyle de İbn Sînâ’nın eserleri arasında ayrı bir değeri vardır. Bu eser sahip olduğu içeriğiyle, bilim ve felsefe geleneğimizin, bilime ve felsefeye kattığı değerin bir başka göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eser, İbn Sînâ araştırmalarında genelde bilim adamları tarafından ihmal edilen bir çalışmadır. Oysa tematik ve problematik üniteleri ile birlikte, özelde İbn Sînâ’nın, genelde İslam ve Batı Aristoculuğu’nun ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik alanlarda görüşlerinin diğer sistem eserlerine kıyasla daha da net biçimde ifade edildiği ve nispeten de farklılaştığı bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin epistemoloji alanında İbn Sînâ, bu çalışmasında rasyonalist ve nispeten idealist çizgisine daha mesafeli davranarak tecrübeci ve doğalcı bir bilim eksenini kendine daha uygun bulmaktadır. Bu anlamda bu eser, İslam felsefesi ve düşüncesi çalışmalarına oldukça katkı sunacak bilimsel bir profile ve içeriğe sahiptir.