Kültür
Sosyoloji Kitapları / 16 Ağustos 2019

Terry Eagleton, sömürgecilikten ve onun neredeyse ideolojik kılıfı olarak ortaya çıkan antropolojiden sanayi Avrupa’sına, Alman Romantiklerinden Britanya işçi sınıfına, İrlandalı devrimcilerden kültür endüstrisine, Jakobenlerden 11 Eylül’e ve neoliberal üniversitenin postmodern kültür kuramcılarına uzanan geniş bir yelpazede, modernliğin başlangıcından günümüze uzanan dönemde, kültürün serüvenini kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor. Eagleton’a göre postmodern kültürel farklılık, çeşitlilik ve kapsayıcılık fetişizmi geç kapitalizmin piyasa ve tüketim mantığıyla uyum içindedir. Her türlü dışlamaya ve hiyerarşiye karşı durduğunu öne süren bu mutlak kültürelci tutum, tüm radikalliğine rağmen siyasi olarak güçlendirici ve devrimci olmaktan uzaktır. Eagleton, kültüre ilişkin bütünlüklü bir tanım yapmanın imkânsızlığını teslim etse de, kültürün insanlığın küresel ölçekte karşı karşıya bulunduğu acil sorunlardan ziyade, doğrudan siyasetin alanına dair olduğunu, alıştığımız ironik ve keskin eleştirel üslubuyla ortaya koyuyor.

Postinsan
Sosyoloji Kitapları / 8 Ağustos 2019

Humans insanlar ve sentetikler arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir bilim kurgu dizisidir. Gelecekte belirecek yapay varlıklar insanların kişisel ihtiyaçlarını giderir ve onları taklit ederler. Sentetiklerin insanlara benzemeleri, onlarla sosyalleşmeyi kolaylaştırır ancak bir aşamadan sonra ürkütücüdür. Daha ideal ve bilinçli bir şeyle karşılaşmak insanlar için katlanılmazdır. Toby: Hoşlandığım robot, babamla neden birlikte oluyor? Baba Joe: Anita sadece bir oyuncak… Gerçek değil ki… Mattie: Sentetikler sosyal hayatı ele geçirdiyse neden çabalayayım? Sophie: Bir sentetik gibi olmak istemenin delice olduğunu düşünüyorlar, ancak normal olmayı istemek gerçek deliliktir. Sentetikler mükemmel ve temiz. Hatasız. Hayat da böyle olmalı. Anne Laura: SentetikAnita anneliğimi çaldı. Ben sahte bir anneyim artık. Prof. EdwinHobb: Sentetikler düşmanımızdır. Bilinçli olanları yakalamalıyız. Dr. Athena Morrow: Duygusal yapay zekâ V, kızım Virginia’nın anısına geliştirildi. Dr.George Milican: Ölüm endişeniz yoksa gerçekte yaşamıyor sadece var oluyorsunuzdur. Sentetik Hester: İnsanlar bizim düşmanımızdır. Bütün sentetikler bilinç kazanmalı. Sentetik Anita: Ben bilinçliyim. Sentetik olarak kalmak ve özgür yaşamak istiyorum.  Sentetik Niska: Erkekleriniz bize yapmak istediği her şeyi size de yapmak istiyor. Bir robot gibi değil, insan gibi yargılanmak istiyoruz. Yapay Zekâ ‘V’: Sentetiklerin bilinçlerini, acı çekmemeleri için kapattım. Sentetik Anatole: Bütün sentetikler ‘DayZero’daortaya çıktı. Tanrı öyle istedi. Sentetik Max: Ölürsem, gerçekten yaşamış olacağım.

Çatışma ve Barış Üzerine Temel Kavramlar
Sosyoloji Kitapları / 8 Ağustos 2019

“Soğuk Savaşın sona ermesi ile bir dönem kapanırken şimdi çatışmaların başka bir şekilde gerçekleştiğine tanık olduğumuz, ancak henüz isimlendirilmemiş yeni bir dönem içindeyiz. Bu yeni dönemin doğru bir şekilde ele alınması için çok yönlü çalışmaların gerçekleşmesi gerekecektir. Bu kitabın bu çalışmalara önemli bir katkıda bulunacağına inanıyorum.” – Selim Yenel, Emekli Büyükelçi, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Birinci Genel Sekreter Yardımcısı “Çatışma ve Barış Üzerine Temel Kavramlar kitabı çok uzun zamandır ihtiyacımız olan bir kaynak olarak, hem öğrenciler hem de barış ve çatışma konularında araştırma yapan akademisyenlerin ilk başvuru noktası olmaya namzet bir çalışma. Özellikle İngilizce literatürde yerleşik olarak kullanılan birçok çatışma ve barış terminolojisi ve kavram, bu kaynak kitap ile Türkçede hayat bulmakta. Tek referans noktası olma özelliğiyle bu kaynak kitabın içeriği özellikle geniş tutulmuş olup, her kavramın açıklaması anlaşılır ve akademik bir perspektifle okuyucusuyla buluşturulmuştur. Barış ve çatışma çalışmalarının temel kavramları bu kitapla Türkçede hayat buluyor…” – Prof. Dr. Alpaslan Özerdem, Coventry Üniversitesi “Çatışma ve barış gibi iki ilişkisel ve karşıt kavramın tüm çağrıştırdıklarını tek bir sözlükte toplayan bu kıymetli çalışma Türkçe yazındaki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Füsun Özerdem’in büyük bir özveri ile alandaki birikimlerini yansıttığı bu ansiklopedik sözlük, sadece alanın uzmanlarına değil, aynı zamanda bireysel, toplumsal ve küresel yaşamımızın temelindeki…

Gayanna
Sosyoloji Kitapları / 2 Ağustos 2019

Her kadının içinde bir erkek her erkeğin içinde bir kadın gizlidir. Bir kadının içindeki adam; onun akıl, cesaret ve savaşçı yönüdür. Bir adamın içindeki kadın; onun sezgisel, duygusal, sevecen ve merhametli yanıdır. Bir kadın ve bir adam bedensel, ruhsal ve sosyal yönden buluştuklarında tam iyilik haline ulaşmış olurlar.  Kadının duyguları onun koruyucu, kollayıcı, geliştiren, sevgisini yansıttığı ve yaşattığı en güçlü yönüdür. Eğer kadın, duygularını sağlıklı yaşayamazsa ve yorumlayamazsa yakıp yıkan, kendisine ve çevresine zarar veren biri olabilmektedir. Bu nedenle kadının potansiyel gücü olan duygularını yönetmesi, bilinçli olmasıyla çok ilişkilidir. Toplumun iyileşmesi ve gelişmesi için kadın desteklenmelidir. Ve bu desteği vermeye şahsım ve yanımda olan diğer kadın ve adamlarla birlikte hazırız. Bu anlamda benim için Gayanna; Dünya kadın bilincine atfedilen bir isim, tüm kadınların ve adamların ruhudur. Gerçek mutluluk, maddi varlığınızla değerler ölçeklerinizi buluşturmaktır. Yaşamda yüklendiğimiz ve doğru bildiğimiz yanlışlar içindeyiz. Bilmeden bu yanlışları yaşıyoruz ve yaşatıyoruz. Kadın ve erkek arasındaki kavgaların sebepleri de yine bu yanlışlardan kaynaklanmaktadır. Kitap içerik olarak kadın bilincini ele alıyor. Kadının iç dünyasını sorgulatırken erkekle beraber nasıl bir bütünlük oluşturabileceklerinin izlerini sürüyor. Kadın ve erkek ancak birlikte evrilebilirler. “Her kadının içinde bir erkek her erkeğin içinde bir kadın gizlidir.” Bunun için birbirlerini anlamaya ve anlaşmaya ihtiyaçları var. Bu kitapta ayrışma değil, birlik…

Tekerlekli Düğün
Sosyoloji Kitapları / 1 Ağustos 2019

Engelli birey çeyiz yapar mı? Engelli birey evlenebilir mi? Engelli bir birey yine kendisi gibi engelli bir bireyle mi evlenmelidir? Engelli bireyin çocuğu olur mu? Olursa o da engelli mi olur? Engelli birey çocuğuna nasıl bakar? Engelli bireyin çocuğu engelliliğinden ötürü ondan utanır mı? Engelli bir aileye kiralık ev verilir mi? Engelli bir ailenin ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal, dini ve sportif aktiviteleri nasıl olmaktadır? Engelli aileler aile içi ve aile dışı ilişkilerini nasıl yürütmektedir? Toplumun engellilerin evliliğine ve engelli bir aileye bakışı nasıldır? Engelli aileler kentsel yaşamda karşılaştıkları zorluklarla nasıl mücadele etmektedirler?… Engellilik her ne kadar hakkında konuşulan bir kavram olsa da çoğunlukla iyileştirilmesi öngörülen bedensel bir motif olmanın ötesine geçememiş ve hala bir stigma (damga) olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Fakat bu araştırma engelli bireylerin yaşantılarına el uzatıp bilinenin dışına çıkarak ezber bozmuştur. Araştırma, sosyal inşa yaklaşımı açısından incelenmemiş bir alan olarak Türkiye’nin İzmir kentinde yaşayan fiziksel engelli bireylerin aile inşasını, kendi deneyimlerini yüz yüze görüşmelerle aktarmalarıyla ele almıştır. Böylelikle araştırmada, engelli bireyler için zorlu ve mücadelelerle dolu kentsel yaşamda, yaşam biçimleri ile bazen farklılaşan bazen de benzeşen yönleriyle aile inşalarını nasıl ve ne şekilde gerçekleştirdikleri sorusuna cevap aramak hedeflenmiştir. Tekerlekli Düğün Fiziksel Engellilerin Aile İnşası, Türkiye’de engelli bireylerin…

Bilgi Sosyolojisi ve İletişim
Sosyoloji Kitapları / 31 Temmuz 2019

Bilgi, tüm kâinatın varlığından beri en değerli gerçek, en değerli ürün, en değerli olgu. İnsanoğlu için bilgi kendi varlığı ile başattır. İlk çağlardan itibaren düşünürler bilgiyi tanımlamak, onun koşullarını belirlemek, türlerini ve kaynağını bulmak için birçok fikir ortaya atmışlardır. Modern çağda ya da başka bir bakış açısında post-modern çağda bilgi, insanın yaşam dünyasında çok merkezi bir konumda yer almaktadır. Binlerce yılda üretilen ve aktarılan bilgi günümüz dünyasında birkaç saat içinde aktarılabilmektedir. Bilgi üreten medeniyetlerin gücü sadece bilgiyi üretmekten kaynaklanmaz, aynı zamanda onu iletebilme becerisi de önemli bir unsurdur. Aktarım için kullanılan araç bilginin yapısını dönüştürmektedir ve onu yeniden şekillendirmektedir. İletişim bu bağlamda çok önemlidir, insanlığı şekillendiren ve onun zihnini her defasında yeniden üreten ve insana başka bir boyut kazandıran bir niteliktedir.

Ansiklopedik Kent Sözlüğü
Sosyoloji Kitapları / 30 Temmuz 2019

Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları, günümüz dünyasında kent ve kentsel yaşantı konusunda bütünsel bir yaklaşıma, çok boyutlu bir kavrayış ve farkındalığa mütevazı bir katkı sağlamak adına Selahattin Yıldırım’ın “Ansiklopedik Kent Sözlüğü” kitabını yayınladı. 2000’li yılların başlangıcında insanoğlunun yarısından fazlası artık kentlerde, daha çok da büyük kent ve kent bölgelerde yaşıyor. Bu oranın 2030’lu yıllarda en az yüzde 60’a ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu durum tarihte ilk kez gerçekleşiyor. Böyle bir coğrafi yapılanma ve bu tür bir kentsel nüfus yoğunlaşması daha önce hiç yaşanmamıştı. Tüm bunların anlamı; kentlerin, kent dünyalarının ve kentsel hayatın, tüm insanlık ve içinde yaşadığı gezegen açısından büyük önem kazanmasıdır. Kentlerin ve kent dünyalarının kazandığı bu önem, onların daha iyi anlaşılması ya da kavranmasını zorunlu kılıyor. Burada da karşımıza öncelikle, bir dil – mümkünse ortak bir dil sorunu çıkıyor. Dil deyince de ansiklopedi ve sözlüklere duyulan ihtiyaç yeterince açık olsa gerek. Bugüne kadar bu alandaki çalışmalar (gerek dünyada ve gerekse Türkiye’de) ne yazık ki yeterince mevcut değil. Mevcut olanların önemli bir kısmı da, oldukça sınırlı alanları ya da konuları (kent planlaması ve benzeri) ve coğrafyaları (Batı) kapsıyor. Ve çok kez klasik, statik bir yaklaşım izliyor; diğer bir deyişle kentler dünyasının bütünsel, aktif, dinamik ve sürekli değişen doğasını ortaya koymakta…

Yönetişim ve Yönetimsellik
Sosyoloji Kitapları / 30 Temmuz 2019

16. yüzyıl İstanbul minyatürlerinde rastlanan kente ilk kuşbakışı bakma çabasının ardından farklı bir merak duygusu da vardır. Bu, kentin dokusunu ve kentsel ortamı (milieu) oluşturan unsurların ilişkisel, mümkün kılan ve birbirine eklemlenen rollerini ve yine bunların etkilerini anlama merakıdır. Bu kitap, böylesine bir tahlili, günümüze taşıyarak, özellikle 1990’lardan itibaren neoliberal politikalar ve demokratikleştirme ile ilişkilendirilen yönetişim kavramının kapsamlı bir çözümlemesini yapar. Yapısalcı ve genel geçer kalıpların ve tasvirlerin ötesine geçmeye ve eleştirel bir analiz ile yönetişim söylemini yönetimsellik ile irdelemeye çabalar. Bunu yaparken de yönetişim, yönetimsellik, merkezsizleştirme ve kentsel ortam arasında bağlantılar kurar. Böylesine bir analiz ile okuyucusuna kentsel ortamda ortaya çıkan sosyo-teknik etkileşimlerin yönetimsellik ve merkezsizleştirme yaklaşımları ile incelenmesinde farklı teşhis ve analiz alanları sağlar.

Kimlik
Sosyoloji Kitapları / 28 Temmuz 2019

Kimlik için esas mesele, benliğin belirsizliğini çözmektir. Modernitede kimlik krizi denilen şey tam bu noktada benliğin kaybına işaret eder. Kimliğin söylemi, Weber’in demir kafesinden Gellner’in plastik kafesine yerleştirilen insanlığa dairdir ve kimlik sorunu kesinlikle moderndir ve modernite de benliğin söylemine bağlıdır.