Sivil Darbe
Politika Siyaset Kitapları / 18 Ağustos 2019

Ataol Behramoğlu 4 Ekim 2003 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısında, 3 Kasım 2002 tarihinde iktidar oluşlarının üzerinden henüz 1 yıl bile geçmemişken, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına “sivil darbe” tanısını koymuştu. Bu tanı bir sanat insanının gözlem ve sezgilerinin sonucu olduğu kadar, ülkesinin sorunları üzerine bir toplum bilimci titizliği ile düşünüp araştıran seçkin bir aydının araştırıcı zekâsı ve sorumluluk bilincinin de ürünüdür. Aradan geçen zaman bu tanıyı ne yazık ki fazlasıyla haklı çıkarmıştır. “Sivil Darbe” bir yazılar toplamı olmanın çok ötesinde; dil ustalığıyla, mizah duygusunun da eksik olmadığı gerçekçi ve eleştirici bir akılla, yanlışı acımasızca suçlayıp yererken doğrunun yönünü de gösterip öneren bir aydınlanma ve yurttaşlık bilinciyle örülmüş, hem toplum-bilimsel hem yazınsal bir başyapıttır. 2002’den günümüze ülkemizin, akıcı bir anlatımla dile getirilmiş bu yakın ve güncel tarihini sunmakla onur duyuyoruz.

Türk Dünyası Güncesi
Politika Siyaset Kitapları / 17 Ağustos 2019

“Biz neden Türk Dünyasını önceliyoruz?Nasıl bir coğrafyadan ve iş birliğinden bahsediyoruz?Söz konusu coğrafyada gerçekten bir birlik kurulabilir mi?Toplumsal kültürün uyumu, ahengi Türkiye için nasıl bir öneme sahip?Her şeyden önce Türk dünyası neresidir? Türkistan coğrafyasında bir atasözü vardır: “Kurdun izini bulmadan, kendisini bulamazsın…” İşte bu kitapta okuyacağınız yazılar Türk coğrafyasında gökbörünün ayak izlerine işaret eder. Temennimiz, Türk dünyasının ivedilikle istenen birliktelik bilincine kavuşması, sevinç ve tasada varlığını hissettirmesi ve Türk cumhuriyetlerinin siyasi, ekonomik, kültürel fırsatları neticeye çevirerek dünya yönetim sahnesinde etkilerini artırmalarıdır. Türk dünyası, Türk birliği ya da Türklerin birlikteliği… Adına ne derseniz deyin, bu aşama özünden uzaklaşmamış gerçek bir kızıl elmanın taçlandığı yer olacaktır.” – Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Babil’den Günümüze İsrail – Amerikan Kehanetleri: Mesih – USA ve Türkiye
Politika Siyaset Kitapları / 17 Ağustos 2019

Cumhuriyet Türkiyesi, 10 Kasım 1938’den beri sistemli bir şekilde irtifa kaybetti, günümüzde Osmanlı Türkiyesi’nin 1838-1918 şartlarını yaşıyor. Milli güvenliğimizin can damarlarından Türk tarımı çökertildi. Stratejik önemi haiz şirketler, limanlar ve müesseseler çok kolay ve pırasa fiyatına elden çıkarıldı. Türk bankacılık sistemi yabancıların eline geçmek üzere. Sigorta şirketlerimizin sermaye paylarının çoğunluğu ellerine geçti bile. TÜİK’in Aralık 2018 verilerine göre 4,5 milyon Türk işsiz. İşsizlerimizin dörtte biri üniversite mezunu. Türk milleti karnını doyurmanın derdine düşürüldü. Yabancılara toprak satışı, başta GAP bölgesinde üçüncü şahıslar üzerinden İsrail’in aldığı 450 bin dönüm olmak üzere artık Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit etmektedir. Eskiden sağcı veya solcu tanımlaması içerisinde suni bir ayrıma tabi tutulmuş, milli düşünen, önce vatan ve Türk milleti diyen aydınlar paranoyak olmakla suçlanmakta, türlü komplolarla yıldırılmaya çalışılmaktadır. Büyük çoğunluğu Türk milliyetçisi-dindar olan milletimizin gönlünden Türklük ve vatan sevgisi sökülmeye çalışılmakta, dindarlığı da “dinci” seviyesine indirgenmek istenmektedir. FETÖ ve benzeri tarikat/cemaatler İslam’a ve Türk milletine ihanet etmişler-etmektedirler. Pek çok tarikat ve cemaat etnik çentikli tabana yaslanmakta ve/veya benzer zihniyet tarafından kullanılmaktadır. Türk vatanının parçalanması için Evanjelist-Kabalist USA, İsrail, AB ve içerideki “ceberutlar” el ele, her Türk’ün korumakla mükellef olduğu, şeref ve namusumuz olan Cumhuriyet Türkiyesi’ni yıkmak istiyorlar. İslamcı geçinenler şirketlerinin CEO’luğuna dün bol bol sövdükleri Yahudileri…

Size Hiç Söylenmemiş Ama Bilmeniz Gereken Her Şey
Politika Siyaset Kitapları / 17 Ağustos 2019

Parçalar büyüleyici olabilir… Peki ya büyük resim yıkıcıysa, parçaların büyüsü ne kadar önemli olabilir ki? Hiçbir şey bilmekle ya da bilmemekle ilgili değil aslında, hakikati algılayıp algılayamamakla ilgili… Akıl sağlığı ya da delilik, “algıyla” tanımlanır, gerçekle değil… İnsanlık tarihi “deli” ya da “tehlikeli” olarak damgalanmış ancak ölümlerinden sonra yaşadıkları zamanın çok ilerisinde olduğu fark edilmiş dehalarla dolu… Delilik de, akıl sağlığı da sabit değildir. Bilgi geliştikçe hepsi değişir. Bir mağara adamına Ay’a gitmenin mümkün olduğunu söylediğinizde, size “deli” der. Modern insana Ay’a gitmenin mümkün olmadığını söylediğinizde yine “deli” damgasını yersiniz. İşte insanların en zayıf özelliği, geçmiş ve gelecek arasındaki bu inanılmaz bilişsel uyumsuzluktur. İnsanlar eskiden beri, söyledikleri sonradan doğru çıkmış olanlarla hep alay etmişlerdir. Bugün de durum hiç farklı değil… Aylarca uluslararası çok satanlar listesinde kalmayı başaran İnsanoğlu Ayağa Kalk kitabının yazarı David Icke’ın kaleme aldığı Size Hiç Söylenmemiş Ama Bilmeniz Gereken Her Şey adlı bu devasa yapıt, yepyeni bir bilginin değil, çağın ötesinde bir algının kapılarını aralıyor. Bilgiyi altüst ederek, hakikatin üzerindeki kalın sanrı perdesini kaldırıyor. • Dünya nasıl bir yakın geleceğe hazırlanıyor?• “Tek Dünya Devleti” projesi hayata geçmeye hazır mı?• Küresel sistem nasıl değişecek?• Milyarlarca insan tek bir devletin çatısı altında nasıl yönetilecek?• İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?• Bir…

Anayasasızlaştırma ve Demokrasi Umudu
Politika Siyaset Kitapları / 16 Ağustos 2019

“Biz seçimleri kazanamayız, çünkü onlar çoğunlukta.”“Biz seçimi kazanamayız, çünkü onlar sandıkta hile yapar.”“Biz seçimi kazansak da, onlar iktidarı bize vermez.” Son yıllarda Türkiye’nin her tarafında verdiğim konferanslar, katıldığımtoplantılar ve yaptığım söyleşiler sırasında izleyicilerin soru ve sorgulamaları,genellikle bu üçlüde toplanıyordu. Bunun anlamı şu: Ben, demokrasi ve hukuk umudunu vurguladıkça, yukarıdakisözler, siyasal iktidarın seçimler yoluyla el değiştirmesi (siyasal münavebe)konusundaki umutsuzluğu, karamsarlığı ve bıkkınlığı ifade ediyorlardı. Onların soru ve itirazlarını, “hukuk yoluyla demokrasi” kavramı bağlamındayaptığım açıklamalar ile karşılayarak, hukuk ve demokrasi umudunupekiştirmeye çalışıyordum. 31 Mart 2019 yerel seçimleri ve ardından gelen 6 Mayıs YSK kararı beni değilbeni izleyen ve ilgi ile dinleyen yurttaşları haklı çıkardı: “Biz seçimi kazansakda, o (onlar) iktidarı vermez.” Tekrarlanan İstanbul 23 Haziran seçim sonuçları ise bütün Türkiye’dedemokrasi umudunu yeşertti. On yedi yıldır devleti tek başına yöneten AKP,“sandık yoluyla iktidarı bırakmaz” şeklindeki kanaatin yaygınlaşmaya başladığıbir sırada, seçim sonuçlarına “katlanmak zorunda” kaldı.

Afganistan'da Hakimiyet Mücadelesi
Politika Siyaset Kitapları / 15 Ağustos 2019

Elinizdeki kitap asırlar boyu doğu ve batının hakimiyet mücadelesi verdiği, coğrafi açıdan stratejik bir konuma sahip olup, Hindukuş, Pamir, Firûzkûh gibi dağlarıyla meşhur olan, Gazneliler, Selçuklular ve Timurlular gibi Türk Devletlerinin başkentliğini yapan, bitmeyen kavgasıyla milyonların merak konusu olan Afganistan’ın 210 yıllık doğu ve batı üstünlük mücadelesini konu edinmektedir. Eser, bölgede yaşayan biri olduğum için sıkça tarafıma yöneltilen “Afganistan neden bu halde? Ne var bu Afganistan’da? Neden doğu ve batı Afganistan için bu kadar ısrar ediyor?” gibi soruların kısmen de olsa cevap bulması, insanların kafasındaki sorulmayan sorulara ışık tutması niyetiyle kaleme alınmıştır. Farsça, Türkçe ve İngilizce kaynaklardan istifade ettiğimiz kitap bir giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Eserin birinci bölümünde Afganistan’ın genel tarihi ve Hindistan’ı işgal edip Afganistan’ı da çıkar sahasına sokmaya çalışan İngilizlerin 1809-1919 yılları arasındaki Afganistan hâkimiyet mücadelesine yer verilmiş, İngilizlerle Afganlar arasında yaşanan üç büyük savaş ve 1919 yılında Afganların elde ettikleri bağımsızlık mücadeleleri etraflıca değerlendirilmiştir. Eserin ikinci bölümünde doğu bloğunun temsilcisi, bölgede batının devleri İngiltere ve Amerika gibi devletlere karşı çıkar çatışması veren Rusya’nın Afganistan hâkimiyet mücadelesine genişçe yer verilmiştir. Ülkenin kuzey kısmında bulunan Türkistan’ı işgal edip çıkar sahası haline getiren Ruslar da İngilizler gibi Afganistan hayalinden vazgeçmemişlerdir. Bu çerçevede İngilizlerin bölgeye yönelmeye başladıkları tarihten itibaren…

Silivri Defterleri 1
Politika Siyaset Kitapları / 11 Ağustos 2019

Gökçe Fırat’tan yine kalıpları yıkan, cesur ve özgün bir çalışma. Bu kitapta iki ana tespit var: 1- Türkiye kabileleştiriliyor. 2- Ve bu kabileleşmeye Beyaz Türkler direniyor.

Açık Yaralar
Politika Siyaset Kitapları / 9 Ağustos 2019

2007 yılında, en etkin barış savunucularından Hrant Dink’e yönelik suikast, Osmanlı Ermenilerinin imhasına ilişkin tartışmaları alevlendirmişti. Bunu takip eden süreçte pek çok Türk, dede ve ninelerinin zorla İslamlaştırılıp Türkleştirildiklerine dair öykülerini gizli tutmanın getirdiği acıları yansıtmaya başladı. Ve kamuoyunda, Türk devletinin el koydugu Ermeni mülkleri tartışılmaya; azınlıkların imhasını ele alan kitaplar basılmaya başlandı. Sessizlik kırılmıştı artık. Ermeni Soykırımı’nın ne zaman başladığını biliyoruz; ancak, diyelim 1. Dünya Savaşı ya da Holokost’tan farklı olarak, ne zaman sona erdiğine dair bir tarih yok elimizde. Çünkü Türkiye, yanlış bir şey yaptığını hep inkâr ediyor ve bu inkâr, sadece hayatta kalanların değil, faillerin hayatlarını da zehirliyor. Ermeni Soykırımı, modern bir devletin kendi insanlarından bir bölümünü “istenmeyen” diye tanımladığı ilk modern soykırımdır. Bir devlet, vatandaşlarını korumak yerine onları çöle sürüyor; mallarını çalıyor; çocuklarını kaçırıyor. Fakat yüz yıl sonra bile, bu suçun tam adı koyulamıyor. Yüz yıldır seri katilin rol model olarak kabul edildiği bir noktadayız. Yüz yıl önce gerçekleştirilmiş bir soykırımı adalet önüne çıkartamamış bir dünya, günümüz yanlışlarının üstüne gitme cesaret ve ahlakî doğruluğundan yoksun demektir. Ermeni Soykırımı’nın inkârı sürdükçe, dolayısıyla adalet yerine gelmedikçe, asla “Bir daha asla!” diyemeyiz. Noam Chomsky’nin, insanlığa karsı işlenen bu suçun hâlâ kabul edilmemiş olması itibariyle Ermeni Soykırımı’nı gelmiş geçmiş en…

Devletler ve Davranışları
Politika Siyaset Kitapları / 9 Ağustos 2019

1. Dış Politika Analizinde Karşılaştırmalı Metodoloji2. Dış Politika Terimi Üzerine Bakış Açıları3. Dış Politika Karşılaştırması ve Analizinde Kullanılan Araçlar4. Birey-Lider Etkisi Ve Dış Politika 5. Ulusal Seviyeden Etkenler Ve Dış Politika6. Devletlerarası Etkileşimler Ve Dış Politika7. Uluslararası Sistem Etkileri Ve Dış Politika ev

Türkiye Hem Sahada Hem Masada
Politika Siyaset Kitapları / 8 Ağustos 2019

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanKriterimiz Yerlilik ve Millilik Olmalı Berat AlbayrakDünyada Barışa Katkı Yapacak Her Projenin Parçası Oluruz Abdulhamit GülCumhurbaşkanlığı Sistemi Türkiye için En Rasyonel Model Bekir BozdağTürkiye’nin Geleceği Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Mahir ÜnalErdoğan’ın Genel Başkan Olmadığı Dönemde AK Parti Öksüzdü Burhanettin DuranCumhurbaşkanlığı Sistemi Milletin Talebi Şule AlbayrakDini Gruplar Hakikatin Tek Temsilcisi Olma Anlayışını Terk Etmeli! Haluk Bayraktar