Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesinin Temel Hakların Korunmasındaki İşlevi
Hukuk Kitapları / 15 Ağustos 2019

Bu kitap Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Temmuz 2017’de Doktora tezi olarak savunulmuş ve bugüne değin ilgili mevzuatta ortaya çıkan değişikliklerin güncellenerek yayına hazırlanmış halidir. Çalışma, anayasal demokrasiler için vazgeçilmez bir kurum haline geldiği kabul edilen anayasa yargısının önemli işlevlerinden biri olan temel hak ve özgürlüklerin korunması işlevinin Rusya Federasyonu bağlamında ele alınmasına odaklanmaktadır. Elbette Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesinin çalışma konusu olarak seçilmesi birkaç motivasyona dayanmakta: İlki, 1980’lerin sonuna doğru Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Birlik içindeki Cumhuriyetler’in demokrasiye geçerken demokrasiye geçiş formunun temel taşı olarak yeni anayasalarda anayasa yargısı mekanizmasının benimsenmesi nedeniyle Rusya Federasyonu’nda yaşanan gelişmelerin önemi. Diğeri ise; Türkiye’de Rusya üzerine yapılan çalışmaların genel olarak batılı kaynaklardan yapılan aktarıma dayandığı görülmekle, kaynaklara ilk elden ulaşarak literatüre mütevazı bir katkı sunma çabasıdır.

Finansal Tabloların Tutulması ve Hukuksal Sonuçları
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Finansal tablolar ve hukuksal sonuçları hakkındaki bu çalışma, ticaret hukuku hükümlerinin yanı sıra muhasebe hukuku, medeni hukuk ve uluslararası standartlar alanlarında geniş bir incelemeyi içermektedir. Şirketlere yatırım yapılması ve şirket performansına uluslararası güvenilirlik konusunda finansal tablolar esas alınmaktadır. Bununla birlikte, finansal tablolar anonim şirkette birçok düzenlemenin temelini oluşturmaktadır. Buna göre yönetim kurulu finansal tabloları hazırlar ve genel kurula sunar. Denetim finansal tablolar esas alınarak yapılır. Buna bağlı olarak, denetçi şirket hakkında denetim raporunu oluşturur. Genel kurul, denetimden geçmiş finansal tablolara dayanarak şirkete ve yönetim kuruluna ilişkin kararlar alır. Pay sahibi, bilgi alma ve inceleme hakkını finansal tablolara göre kullanır. Bu düzenlemelere rağmen, finansal tablolar genellikle hukuk alanı dışında, muhasebe bilim dalının konusu olarak görülmektedir. Bu sebeple, finansal tablolara ilişkin Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri esasına inilerek değerlendirilememektedir. Finansal tablolarla ilgili yargı kararlarında yeterli derinliğe inilememektedir. Bu eksikliğin, yapılan bu çalışmayla giderilmesi amaçlanmaktadır; çünkü, Ticaret Kanunu’nda yer alan düzenlemeler sebebiyle, finansal tablolar ticaret hukukunun konusunu oluşturmaktadır.

Mecelle'de Vefaen Satış Sözleşmesi
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Kredi temin etmek maksadıyla ortaya cıkan vefaen satıs sozlesmesi hukuk tarihinin en tartısmalı konularından biridir. Bu sozlesmeye yonelik ileri surulen farklı hukuki nitelendirmeler sebebiyle uygulanacak hukumler konusunda da birbirinden farklı sonuclara ulasılmıstır. Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye vefaen satıs sozlesmesi icin hukuki nitelendirme ve ozel duzenlemeler yapmıstır. Fakat bu hukuki nitelendirme ile duzenlenen maddeler arasında tamamen uyumun oldugunu soylemek mumkun degildir. Bu calısma kapsamında Mecelle’de satıs sozlesmesinin duzenlenme seklinden sonra sırasıyla vefaen satıs sozlesmesinin tarifi, hukuki niteligi, kurulması, hukumleri, sona ermesi, bu sozlesmeye iliskin uyusmazlıklar ve bu sozlesmenin tarih boyunca ortaya cıkan farklı gorunumleri ele alınacaktır.

Muris Muvazaası
Hukuk Kitapları / 9 Ağustos 2019

Mirasbırakan kural olarak malvarlığı üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunma imkanına sahiptir. Ancak mirasbırakanın bu tasarruf özgürlüğü, saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal etmeme yükümlülüğü ile sınırlandırılmıştır. Bununla birlikte, mirasbırakanın malvarlığı üzerindeki tasarrufları kanunda öngörülen geçerlilik koşullarına da uygun olmalıdır. Mirasbırakan, Yargıtay uygulaması ile muris muvazaası olarak nitelendirilen tasarruf işlemlerinde, mirasçılarından biri veya üçüncü bir kişiye gerçekte bağışlamak istediği tapuya kayıtlı taşınmazını muvazaalı satış sözleşmesi ile devretmektedir. Burada görünüşte yapılan taşınmaz satış sözleşmesi muvazaa, gizlenen bağışlama sözleşmesi ise şekle aykırılık nedeniyle geçersizdir. Yargıtay, muvazaalı bir işlemin muris muvazaası olarak nitelendirilebilmesi için mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış olması koşulunu aramaktadır. Bu çalışmada muris muvazaasına ilişkin Yargıtay uygulaması çeşitli yönleriyle incelenmiştir.

Suistimalci Anayasacılık
Hukuk Kitapları / 3 Ağustos 2019

Bu eser, demokratik düzeni ortadan kaldırmak maksadıyla gittikçe önemi artan fenomen anayasa değişikliği mekanizmalarının kullanımını ele alacaktır. Macaristan, Mısır ve Venezuela gibi farklı ülke gruplarındaki son olaylar silsilesi, anayasa değişikliği ve mevcut anayasanın değiştirilmesi araçlarının kolayca demokrasiyi zayıflatmak için otokrasiye meyilli şahsiyetler tarafından kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Demokratik düzende askeri darbeler ve diğer aşikar zorlamalar gözden düştüğünden iktidar sahipleri bunun yerine, kendilerinin iktidardan düşmelerini zorlaştırmak ile mahkeme ve denetim kurumlarını etkisiz hale getirmek veya bunları kendi maksatlarına alet etmek amacıyla sinsice değişikliklerle anayasal düzeni çalışıyormuş gibi göstermektedirler. Bu rejimde seçimler yapılmaya devam eder ve aslında rejim tam da otoriter değildir, bununla birlikte önceki rejimden çok daha az demokratiktir. Yeni rejim karşısında hem mukayeseli anayasa hukukunda ve hem de uluslararası hukukta demokratik koruma mekanizmaları büyük ölçüde etkisizleştirildiğinden, suistimalci anayasacılık sorunu da önemli ölçüde halledilmemiş olarak kalmaktadır. Alman Militan demokrasi anlayışı ve anayasa değişikliklerinin anayasaya aykırılığı doktrini gibi literatürde çok güvenilen mekanizmalar, uygulamada suistimalci anayasacılık tehdidini önlemede yetersiz kalmaktadır. Otokrasiye meyilli şahsiyetler bu durumdan kolaylıkla yararlanabilmektedirler.

Türk Vergi Hukuku'nda Özel Usulsüzlük Cezaları ve Yargı Yolu
Hukuk Kitapları / 2 Ağustos 2019

Vergiler, tarih boyunca insan ve devlet arasındaki bağın en mühim ayağını oluşturmuştur. Bu bağ neticesinde karşılıklı bir hak ve ödev ilişkisinden oluşan vergilendirme süreci, kamuya özgü olması nedeniyle bağın her iki tarafı için de önem arz etmektedir. Taşıdığı öneme binaen vergilendirme sürecinin düzgün ve sağlıklı işlemesi için devlet tarafından birtakım önlemler alınmıştır. Bu kapsamda yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda vergilendirme sürecinin devlet ve vergi ödevlileri bakımından nasıl işleyeceğine dair maddi ve şekli hükümlere yer verilmiştir. Vergi Usul Kanunu’nda yer alan özel usulsüzlük cezaları ile de aynı amaç doğrultusunda, vergilendirme sürecinde vergi ödevlilerinin, uymakla yükümlü oldukları şekli vergi kurallarına uymaları sağlanarak vergi ziyaının önlenmesi hedeflenmiştir. Bu eserin konusunu da vergilendirme sürecinin düzgün ve sağlıklı işlemesinde büyük bir rol oynayan özel usulsüzlük cezaları ve bu cezalara karşı gidilebilecek yargı yolları oluşturmaktadır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu (TCK m. 191)
Hukuk Kitapları / 1 Ağustos 2019

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu, 2014 yılında kapsamlı bir değişikliğe tabi tutularak yeniden düzenlenmiştir. Yapılan bu değişiklikle suçun kanuni tanımı değiştirilmiş, cezalar artırılmış ve bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği hükme bağlanarak farklı bir anlayış benimsenmiştir. Bu bağlamda, suçun faili açısından öncelikle denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanması sağlanmış, cezalandırma ise ikinci bir seçenek olarak öngörülmüştür. Ancak 2014 yılında yapılan yeni düzenlemeyle hem denetimli serbestlik uygulamalarının kapsamı daraltılmış hem de suçun cezası artırılmıştır. Bu nedenle, çalışmamızda uyuşturucu maddelerle mücadele konusunda cezaların artırılması yerine, denetimli serbestlik kurumunun kontrollü bir şekilde işletilmesi ve etkili tedavi yöntemlerinin uygulanması üzerinde de durulmuştur. Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin davranışların, neden uyuşturucu madde ticareti suçu kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkin açıklamalara yer verilerek, uygulamadaki sorunlara değinilmiştir.

Sağlık Çalışanlarının Şua (Sağlık) İzin Alacağı
Hukuk Kitapları / 31 Temmuz 2019

Bu eser özellikle radyasyona maruz kalan sağlık çalışanları bakımından gündeme gelen şua izinleri hakkında açıklamaları ve konuyla ilgili Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin güncel kararlarını içermektedir. Konuya ilişkin olarak yargı kararları yanında izlenmesi gereken usule ilişkin dilekçe örnekleri ve ilgili mevzuata yer verilerek eser zenginleştirilmiştir.

Kriminolojide Kadın Suçluluğunu Açıklayan Yaklaşımlar
Hukuk Kitapları / 31 Temmuz 2019

Tarihin hemen her döneminde kadınların erkeklerden daha az suç işledikleri bilinmektedir. Buna bağlı olarak suçluluğa ilişkin çalışmalarda kadınlar genellikle yok sayılmış, kadın suçluluğu konusunda yapılan çalışmalar da oldukça sınırlı kalmıştır. Ancak sosyal yapıdaki değişiklikler ve bu değişikliklerin kadının toplumdaki konumuna ve yaşamına olan etkisi, kadının suça yönelme ve suçla karşılaşma ihtimalini de arttırmaktadır. Tarih, kadınların sadece kadın olmaları nedeniyle suçlandıkları ve ağır yaptırımlarla karşılaştıkları olaylara tanıklık etmiştir. Cadılık, fahişelik ve yeni doğan çocuğun öldürülmesi suçları şu an yürürlükte olmayan kadın suçlarıdır. Günümüzde yalnızca kadınlar tarafından işlenebilen tek suç çocuk düşürme suçudur. Bunun yanında kasten öldürme, hırsızlık, örgütlü suçlar, uyuşturucu suçları gibi suçlar herkes tarafından işlenebilmekle birlikte kadınlar açısından özellik göstermektedir. Bu çalışmada da öncelikle kriminolojide kadın suçluluğunu ele alan teoriler incelenmiş ardından örnek suçlarda kadın suçluluğu ele alınmıştır.

Ebeveyn İzni ve Yarım Çalışma Ödeneği
Hukuk Kitapları / 31 Temmuz 2019

2016 tarihli 6663 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesine beşinci fıkra eklenmiştir. Böylece çocuk sahibi olan kadın ve erkek işçiler kısmi süreli çalışmaya geçiş hakkına sahip olmuşlardır. Yine aynı Kanun ile İş Kanununun 74. maddesinde, doğum sonrası yarım çalışma iznine ilişkin düzenleneme kural altına alınmıştır. Şöyle ki bu hak ile kadın işçiler ile üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçiler, istekleri halinde ve Kanunda belirtilen sürelerde, haftalık çalışma sürelerinin yarısı kadar ücretsiz izinli olabileceklerdir. Doğum sonrası yarım çalışma izni ile bağlantılı olarak mevzuata getirilen yarım çalışma ödeneğine ilişkin düzenleme ile de Kanunda belirtilen şartları haiz olan işçiler, doğum sonrası yarım çalışma izinleri esnasında ücretsiz izinli oldukları dönemde ödenek alma hakkını kazanmışlardır. Bu çalışmada sıralanan haklar detaylı olarak anlatılmaya çalışılmıştır. Uluslararası düzenlemelere de yer verilerek mevzuatımız için önerilerde bulunulmuştur.